Kardeşe veya yeğene zekât verilip verilemeyeceği, hem akrabalık bağları hem de zekâtın geçerli olma şartları bakımından sıkça sorulan bir konudur. İslam hukukunda zekât verilecek kişinin gerçekten ihtiyaç sahibi olması, temel ihtiyaçları ve borçları dışında nisap miktarı mala sahip bulunmaması gibi ölçütler dikkate alınır. Bu nedenle yalnızca kardeş ya da yeğen olmak zekât almaya engel değildir; kişinin maddi durumu ve zekât ehliyeti ayrıca değerlendirilmelidir.
Kardeşe zekât verilebilir mi?
Kardeşe zekât verilebilmesi için kardeşin zekât alması caiz olan kişiler arasında bulunması gerekir. Maddi imkânı yetersiz olan, temel ihtiyaçlarını karşılamakta zorlanan veya borçlarını ödemekte güçlük çeken kardeşe zekât verilebilir. Kardeşin evli, bekâr, kadın ya da erkek olması tek başına hükmü değiştirmez.
Kardeşe zekât vermek, aynı zamanda sıla-i rahim sorumluluğunu gözetme bakımından da anlamlıdır. Zekât ibadetiyle birlikte ihtiyaç sahibi bir yakına destek olunması, hem malî yardımı hem de akrabalık bağlarını güçlendiren bir davranışı bir araya getirir. Ancak yardım yapılırken kişinin gerçekten ihtiyaç sahibi olup olmadığı gözetilmelidir.
Kardeşin düzenli bir geliri bulunması, zekât almasına kesin olarak engel değildir. Gelirin temel ihtiyaçları karşılayıp karşılamadığı, borçların durumu ve kişinin sahip olduğu mal varlığı birlikte değerlendirilir. İhtiyaçları karşılanan ve zekât nisabına ulaşan bir mala sahip olan kardeşe zekât verilmez; bu durumda başka bir yardım şekli tercih edilebilir.
Yeğene zekât vermenin şartları nelerdir?
Yeğen de ihtiyaç sahibi olduğu takdirde zekât verilebilecek yakınlar arasında yer alabilir. Burada yeğenin kişinin kardeşinin çocuğu olması, zekât verilmesine engel teşkil etmez. Asıl belirleyici unsur, yeğenin temel ihtiyaçlarını karşılayacak yeterli mal varlığına sahip olup olmamasıdır.
Reşit olmayan yeğene zekât verilmesi konusunda, yardımın onun mülkiyetine geçirilmesi önem taşır. Zekât olarak verilen mal veya para, çocuğun yararına ve mülkiyetine olacak şekilde kanuni temsilcisine teslim edilebilir. Fakat bu teslimin çocuğun ihtiyaçları için yapılması ve zekât niyetinin korunması gerekir.
Yeğenin eğitim, sağlık, barınma veya geçim giderlerini karşılayamaması, zekât verilmesini gerektiren ihtiyaç durumuna işaret edebilir. Bununla birlikte yalnızca eğitim görüyor olmak ya da çalışmıyor olmak yeterli ölçüt değildir. Kişinin genel ekonomik koşulları, ailesinin desteği ve sahip olduğu mal varlığı birlikte dikkate alınmalıdır.
Kimlere zekât verilmez?
Zekât, kişinin bakmakla yükümlü olduğu kimselere verilemez. Anne, baba, büyükanne ve büyükbaba gibi üst soy ile çocuklar ve torunlar bu kapsamda değerlendirilir. Çünkü bu kişilerin temel geçimini sağlamak, şartları elverdiğinde kişinin doğrudan sorumlulukları arasında bulunur.
Eşler arasında zekât verme konusu da mezheplere göre farklı ayrıntılar taşıyabilir. Bu nedenle kişinin eşine zekât vermek istemesi durumunda bağlı olduğu ilmihal anlayışına göre hareket etmesi uygun olur. Kardeş ve yeğen ise kural olarak bakmakla yükümlü olunan üst veya alt soy kapsamında bulunmadığından, şartları taşıdıklarında zekât alabilir.
Zekât verilecek kişinin zengin sayılmasına yol açacak ölçüde mala sahip olması da engel oluşturur. Ayrıca zekâtın ibadet niteliği taşıması sebebiyle, sıradan bir hediye veya karşılık beklenen bir ödeme gibi sunulmaması gerekir. Yardımın gerçekten ihtiyaç sahibine ulaştırılması ve zekât niyetinin bulunması önemlidir.
Kardeş veya yeğene zekât verirken nelere dikkat edilmeli?
Öncelikle yardım yapılacak kişinin ekonomik durumu makul ölçüde araştırılmalıdır. Akrabalık sebebiyle kişinin ihtiyaç sahibi olduğu varsayılmamalı, aynı şekilde mahcup olabileceği düşüncesiyle gerçek ihtiyacı da göz ardı edilmemelidir. Bilgi edinirken kişinin onurunu korumak ve özel hayatına saygı göstermek gerekir.
Zekât para, altın, ticari mal veya başka bir mal şeklinde verilebilir. Kardeşin ya da yeğenin ihtiyacına en uygun yöntem seçilebilir; örneğin borcu bulunan bir yakına borcunu kapatabileceği miktarda destek sağlanabilir. Ancak verilen malın veya paranın kişinin mülkiyetine geçmesi, zekâtın geçerliliği açısından temel unsurlardandır.
Zekât verilirken karşı tarafa bunun zekât olduğunu açıklamak zorunlu değildir. Kişiyi incitmemek amacıyla yardım, borç verme veya hediye etme biçiminde sunulabilir; fakat verenin kalbinde zekât niyeti bulunmalıdır. Zekâtın miktarı hesaplanırken de kişinin toplam zekâta tabi mal varlığı ve borçları dikkate alınmalıdır.
Zekât yerine başka yardım yapılabilir mi?
Kardeş veya yeğen zekât alma şartlarını taşımıyorsa, ona sadaka, hediye ya da karşılıksız maddi destek verilebilir. Böyle bir yardımın sevabı ve toplumsal değeri bulunmakla birlikte, zekât borcunu ortadan kaldırması için zekât niyetiyle ve zekât alabilecek kişiye verilmiş olması gerekir. Zekât şartları oluşmayan bir kişiye yapılan ödeme, iyi bir yardım olsa da zekât yerine geçmez.
İhtiyaç sahibi kardeş veya yeğene zekât verilebildiği gibi, onların belirli giderleri de karşılanabilir. Kira, gıda, sağlık, eğitim veya borç ödemesi gibi alanlarda yapılan destek, kişinin mülkiyetine geçirilmek suretiyle zekât niteliği kazanabilir. Yardımın doğrudan bir kuruma ya da hizmet sağlayıcıya yapılması durumunda ise mülkiyet ve teslim şartları bakımından dikkatli olunmalıdır.
Şüpheli durumlarda güvenilir bir din görevlisine veya ilmihal bilgisi bulunan bir uzmana danışmak yararlı olur. Özellikle yeğenin küçük olması, aile içinde bakım sorumluluğunun bulunması veya yardımın doğrudan masraflara yönlendirilmesi gibi durumlarda ayrıntılar hükmü etkileyebilir. Esas olan, hem ihtiyaç sahibinin hakkını gözetmek hem de zekât ibadetinin şartlarına uygun hareket etmektir.
Kardeşe veya yeğene zekât verirken kontrol edilmesi gerekenler
- Kardeşin veya yeğenin temel ihtiyaçlarını karşılayacak yeterli mal varlığı bulunup bulunmadığını değerlendirin.
- Kişinin anne, baba, çocuk veya eş gibi bakmakla yükümlü olunan kimseler kapsamında olup olmadığını dikkate alın.
- Zekât verirken niyet edin ve verilen para ya da malın ihtiyaç sahibinin mülkiyetine geçmesini sağlayın.
- Yardımın miktarını kişinin gerçek ihtiyacına, borçlarına ve yaşam koşullarına göre belirleyin.
- Kararsız kalınan özel durumlarda güvenilir bir din görevlisinden veya ilmihal uzmanından görüş alın.




